Ben de dahil olmak üzere, insanların bir sürü şeye anlam yüklemeyi sevdiğini fark ettim. Fakat maalesef bu, bazen hayatı anlamlı hale getirme çabasından çıkıp; somutlaştırılmış hızlı kazanılan sonuçlara yönelmek olabiliyor. Çok şaşırtıcı değil, tüketici bir toplumuz; anlamları da tüketme ihtiyacı doğamızdan geliyor.
Yüklediğimiz anlam ile birlikte; bir çok değeri ve düşünceyi belirleme gücüne sahip, hayatın fazla odak noktasına gelmiş bir şey var bence, o da para.. Yerine göre güç gösterisi, yerine göre yardım eli ama her halükarda o küçücük kağıt parçası olduğundan fazlasıyla büyük.
Karşılıksız hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini öğrenerek büyümemize sebep olan o şey, büyüyünce de sahip olmayanın “yaşamadığını” öğretiyor. Normalde lüks bile sayılmayacak hobiler, zevkler sadece parası olanların boş zamanlarını doldurabileceği eğlenceler olarak gözüküyor. Çünkü asıl o “boş zaman” lüks sayılıyor. Yani para aslında zaman satın alıyor, çok para da çok zaman bu da çok kültür, çok hobi ve bir sürü şey.. demek oluyor.
Peki bu gerçekten de böyle mi acaba? Para zaman satın alabiliyor mu? Yoksa sadece para kazanmak için kaybedilen zamanları mı telafi ediyor..